ve DTP kapatıldı..
Bir çok ulusalcı, milliyetçi (ya da adını siz koyun) bu kararı büyük bir sevinçle karşıladılar.
Peki kapatma kararı Türkiye'ye ne kazandırcak?
Bildiğimiz üzere tarih tekerrürden ibarettir. Öyle veya bu şekilde geçmişte demokratik yollarla (beğensek de beğenmesek de) göreve gelmiş olanların atidemokratik yollarla önlerinin kesilmesinin ardından ne noktaya geldiklerine bir göz atalım..
İslamcı kesimle başlayalım..
1973... Necmettin Erbakan, milli selamet partisi' ni kurdu.. (Not: Recep Tayyip Erdoğan, bu partinin gençlik kolları başkanıydı)
1980... 80 Darbesi sonrası kapatıldı ve Erbakan'a siyaset yasağı geldi..
1987... Refah Partisi kuruldu..
1995... Parti genel seçimlerde birinci çıkarak koalisyon hükümetinde görev aldı.. (Not: Necmettin Erbakan başbakan olmuştur.)
1998... Selamet Partisi'nde olduğu gibi benzer gerekçelerle bu tarihte kapandı..
1999... Fazilet partisi kuruldu.. ( Bu kez siyasi yasaklı Erbakan arka planda)
2001... Kapatıldı..
2002... ve bu partilerin kökenini oluşturan isimlerin(Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül...) kurduğu Adalet ve Kalkınma Partisi bu tarihte tek başına iktidara geldi..
Benzer bir durum Ecevit için de geçerli..
1980... Darbe sonrası o da siyasetten men edildi..
1987... Partisini kurup tekrar aktif siyasete girdi..
1999... Anap ve MHP ile koalisyon kurup başbakan oldu..
Süleyman Demirel için de aynı şeyleri söylemek mümkün, ki kendisi Türkiye'nin en kötü niyetli siyasetçilerinden birisi olmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı makamına kadar yükseldi..
Şimdi de önümüzde Kürt kökenli partilerin gerçeği var..
1991... DEP olarak meclise girdiler.. Seçilerek girdikleri meclisten yaka paça çıkartılıp siyaset yasağı getirdiler.. Tabi milletvekillikleri de düşürüldü..
1994... DEP kapatıldı.. Aynı yıl HADEP kuruldu..
1995... 1 milyonun üzerinde oy almış olmalarına rağmen baraja takıldılar..
1999... Bu seçimlerde de oylarını arttırıp yine baraj meselesi yüzünden meclise giremediler.. (Not: Yerel seçimlerde önemli oranda belediye kazandılar)
2002... Yüzde 5 oy aldılar fakat baraj yine karşılarında..
2003... HADEP hapatıldı..
2005... DTP kuruldu..
2007... Seçimlere bağımsız olarak giren adaylarıyla mecliste grup kurmayı başardılar.. Önemli oranda oylarını arttırdılar...
ve 2009... DTP kapatıldı..
2015...?
2020...?
Dikkatlice bakarsanız özellikle İslamcı kesimin gelişimiyle, Kürt kesiminin gelişimi arasında büyük bir paralellik var.. Partiler kapatılmış olsa da ideolojiler başka bir ismin altında devam ediyor ve bu kapatılan partiler mağrur durumda oldukları için güçlerini arttırmış olarak aktif siyasete dönüyorlar.. Bu nedenle bir sonraki seçimde olmasa bile daha sonraki seçimlerde akl-ı selim bir Kürt partisinin koalisyon ortağı olma ihtimali(hatta Kürt bir başbakan olma ihtimali) çok yüksek..
86 yıllık tarihimizde yasakçı zihniyetin pozitif anlamda ülkemize getirdiği hiç ama hiç bir şey yok.. Benzer şekilde Kürt meselesini de bir tehdit olarak görüp partilerini kapatmak yerine, bunu çözülmesi gereken demokratik bir sorun olarak görüp yüzleşirsek demokratik bir ülke yolunda önemli adımlar atmaya başlamışız demektir..
13 Aralık 2009 Pazar
22 Kasım 2009 Pazar
"Nalga"gate Skandalı
Başta büyük bir klübü yönettiğinin farkında olmayan idarecileri olmak üzere, skandala imza atan basketbolcularıyla beraber Galatasaray'da sorumlular hakettikleri cezayı aldılar. Birçok Galatasaraylı da dahil bu cezalara kimsenin itirazının olacağını sanmıyorum. Lakin benim dikkatimi çeken bir nokta var ki adaletin kimler tarafından sağlandığını görmek adına biraz karamsarlığa itiyor.
Öncelikle cezayı tekrar bi hatırlayalım. Cemal Nalga'ya bir hazırlık maçında rakibini yumruklamasından ötürü TBF tarafından 5 maçlık ceza veriliyor. Yanlız bu cezanın komik bir tarafı var ki dünyada eşi benzeri var mı bilmiyorum. Nalga bu cezayı hazırlık maçlarında(evet hazırlık maçında oynamayarak ceza çekiyor ve yasal boşluktan ötürü bu mümkün) kağıt üzerinde oynamayarak tamamlıyor. Fakat aslında sakat olan takım arkadaşının(Tufan Ersöz) yerine onun formasıyla mücadele edip sahada görevini yapıyor ve Cemal Nalga 5 hazırlık maçında cismen mücadele edip ismen olmadığı için basketbol ligine 5 maçlık cezasını tamamlamış olarak giriyor.
Bu skandal bir şekilde Türkiye Basketbol Ligindeki başka bir klübün klübün kulağına gidiyor. Bu klübün adı Oyak Renault. Olayın üzerine gidip bu skandalı delilleriyle TBF'na haber veriyorlar ve gerekli cezaların GS Cafe Crown'a verilmesi için dilekçe veriyorlar. Fahat her ne hikmetse TBF bu haklı itirazı hasıraltı ediyor ya da geçiştiriyor(ne derseniz diyin) ve GS maçlara aynı şekilde çıkmaya devam ediyor.
Ta ki Fenerbahçe ile oynanan olaylı maça kadar. Maça gelen basketboldan anlamayan öküzler(muhtemelen futbol fanatikleri) sırf maçın adının büyüklüğünden ötürü ortalığa ateşe veriyorlar ve maç da olaylı bir biçimde GS'nın üstünlüğüyle bitiyor. Fakat çıkan olayların etkisiyle Fenerbahçe klübü "Cemal Nalga"yla ilgili Oyak Renault'nun itirazına bir nevi destek veriyor ve olay böylelikle basına yansımış oluyor, federasyon da eli mahkum olayı gündemine getiriyor.
İşte beni ve bir çok basketbolseveri karamsarlığa itmesi gereken konu bu. Malesef Tufan Ersöz'ün Akşam Gazetesine söylemiş oldukları da adalette gücün önemini doğrular nitelikte;
"Fenerbahçe Ülker'i yenmeseydik, bunlar olmazdı"
Bu mudur adalet? Haklı ama güçsüz bir tarafın haksız ama güçlü birine karşı haklılığını ispatlaması için illa başka bir güçlüden mi yardım alması gerekiyor? Adalet zaten güçsüzü güçlüye karşı korumak değil midir?
Victor Hugo'nun da dediği gibi;
"İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.."
Öncelikle cezayı tekrar bi hatırlayalım. Cemal Nalga'ya bir hazırlık maçında rakibini yumruklamasından ötürü TBF tarafından 5 maçlık ceza veriliyor. Yanlız bu cezanın komik bir tarafı var ki dünyada eşi benzeri var mı bilmiyorum. Nalga bu cezayı hazırlık maçlarında(evet hazırlık maçında oynamayarak ceza çekiyor ve yasal boşluktan ötürü bu mümkün) kağıt üzerinde oynamayarak tamamlıyor. Fakat aslında sakat olan takım arkadaşının(Tufan Ersöz) yerine onun formasıyla mücadele edip sahada görevini yapıyor ve Cemal Nalga 5 hazırlık maçında cismen mücadele edip ismen olmadığı için basketbol ligine 5 maçlık cezasını tamamlamış olarak giriyor.
Bu skandal bir şekilde Türkiye Basketbol Ligindeki başka bir klübün klübün kulağına gidiyor. Bu klübün adı Oyak Renault. Olayın üzerine gidip bu skandalı delilleriyle TBF'na haber veriyorlar ve gerekli cezaların GS Cafe Crown'a verilmesi için dilekçe veriyorlar. Fahat her ne hikmetse TBF bu haklı itirazı hasıraltı ediyor ya da geçiştiriyor(ne derseniz diyin) ve GS maçlara aynı şekilde çıkmaya devam ediyor.Ta ki Fenerbahçe ile oynanan olaylı maça kadar. Maça gelen basketboldan anlamayan öküzler(muhtemelen futbol fanatikleri) sırf maçın adının büyüklüğünden ötürü ortalığa ateşe veriyorlar ve maç da olaylı bir biçimde GS'nın üstünlüğüyle bitiyor. Fakat çıkan olayların etkisiyle Fenerbahçe klübü "Cemal Nalga"yla ilgili Oyak Renault'nun itirazına bir nevi destek veriyor ve olay böylelikle basına yansımış oluyor, federasyon da eli mahkum olayı gündemine getiriyor.
İşte beni ve bir çok basketbolseveri karamsarlığa itmesi gereken konu bu. Malesef Tufan Ersöz'ün Akşam Gazetesine söylemiş oldukları da adalette gücün önemini doğrular nitelikte;
"Fenerbahçe Ülker'i yenmeseydik, bunlar olmazdı"
Bu mudur adalet? Haklı ama güçsüz bir tarafın haksız ama güçlü birine karşı haklılığını ispatlaması için illa başka bir güçlüden mi yardım alması gerekiyor? Adalet zaten güçsüzü güçlüye karşı korumak değil midir?
Victor Hugo'nun da dediği gibi;
"İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.."
28 Ağustos 2009 Cuma
Demirören, Yeter!!
Evet, Beşiktaş sezonu müthiş(!) bir transfer bombasıyla kapatmak üzere.. Tabata'ya da 8 milyon Euro ödeyen değerli başkan(?) Demirören "football manager" olayına yeni bir boyut kazandırmış oldu.. Bu transferi incelemeden Beşiktaş'ın sadece bu sene transferlere toplam ne kadar harcamış olduğuna göz atalım..
İsmail Köybaşı: 19 yaşında genç bir yetenek, gelecek vaadeden bir futbolcu.. Mlli takıma da seçildi.. Fakat "5,5 milyon Euro + Serdar Kurtuluş" eder mi, çok büyük bir soru işareti.. Verilen parayı gözönüne almazsak iyi bir tranfer olarak görebiliriz, lakin son zamanlarda Beşiktaş'a gelen hangi genç oyuncu yıldız oldu ki?..
İbrahim Kaş: Sinir bozucu bir transfer.. Gökhan Zan bedavaya gidiyor, onun yerine klübe doğrudürüst para kazandırmadan giden oyunucuyu geri kiralıyorsun?.. Böylesi ancak Demirören'in ahlağına yakışır..
Rıdvan Şimşek: Karşıyaka'dan alınan başka bir genç yetenek.. Çok fazla para (1milyon 250 bin TL) verilmedi, zaman gösterecek..
Matteo Ferrari: İstikrar abidesi.. 30 yaşında ve geçen sene Serie A'da çok iyi bir sezon geçiren Genoa'nın defansında oynadı.. Yine de Beşiktaş'ın yabancı defans oyuncularını öğütmek gibi bir görevi olduğunu düşünüce bir 6 milyon Euro daha çöpe gitti..
Onur Bayramoğlu: Bozüyükspor'dan 300.000 Tl'ye alındı.. Sezonun en mantıklı transflerinden biri.. Bozuk saat hesabı..
Michael Fink: Hayret!! Demirören'den bedelsiz ve iyi sayılabilecek bir transfer.. Ayrıca 27 yaşında.. İyisini,kötüsü bir kenara herhangi bir ücret ödenmemesi benim nazarımda çok büyük bir sürpriz..
Nihat Kahveci: Malesef eski Nihat değil, Villarel'de geçen sene tek bir gol bile atamadı.. 5 milyon Euro'ya satılıp 4,5 Milyon Euro'ya geri alınması başlıbaşına bir saçmalık..
ve son olarak!!!
Rodrigo Tabata: Birisi bizimle çok fene dalga geçiyor.. Aylarca bekletilip bomba transfer diye sunulan 8 milyon Euro'luk kazık!! Sezon boyunca Gaziantep'in üç büyüklerle oynadığı maçların dışında pek bir numarası olmayan bu oyuncuya Yıldırım adındaki sözde klübün birinci adamı bu kadar parayı verdi..
Kabaca bir hesap yaparsak bu sene transfere harcanan miktar yaklaşık 25 milyon Euro!! Sezon başlangıcına bakarsak "Beşiktaş Kanseri"ne yaklanan bir çok taraftar olacağı aşikar..
Tekrar teşekkürler Demirören!! Allah seni Türk Futbolu'ndan eksik etmesin..
İsmail Köybaşı: 19 yaşında genç bir yetenek, gelecek vaadeden bir futbolcu.. Mlli takıma da seçildi.. Fakat "5,5 milyon Euro + Serdar Kurtuluş" eder mi, çok büyük bir soru işareti.. Verilen parayı gözönüne almazsak iyi bir tranfer olarak görebiliriz, lakin son zamanlarda Beşiktaş'a gelen hangi genç oyuncu yıldız oldu ki?..
İbrahim Kaş: Sinir bozucu bir transfer.. Gökhan Zan bedavaya gidiyor, onun yerine klübe doğrudürüst para kazandırmadan giden oyunucuyu geri kiralıyorsun?.. Böylesi ancak Demirören'in ahlağına yakışır..
Rıdvan Şimşek: Karşıyaka'dan alınan başka bir genç yetenek.. Çok fazla para (1milyon 250 bin TL) verilmedi, zaman gösterecek..
Matteo Ferrari: İstikrar abidesi.. 30 yaşında ve geçen sene Serie A'da çok iyi bir sezon geçiren Genoa'nın defansında oynadı.. Yine de Beşiktaş'ın yabancı defans oyuncularını öğütmek gibi bir görevi olduğunu düşünüce bir 6 milyon Euro daha çöpe gitti..
Onur Bayramoğlu: Bozüyükspor'dan 300.000 Tl'ye alındı.. Sezonun en mantıklı transflerinden biri.. Bozuk saat hesabı..
Michael Fink: Hayret!! Demirören'den bedelsiz ve iyi sayılabilecek bir transfer.. Ayrıca 27 yaşında.. İyisini,kötüsü bir kenara herhangi bir ücret ödenmemesi benim nazarımda çok büyük bir sürpriz..
Nihat Kahveci: Malesef eski Nihat değil, Villarel'de geçen sene tek bir gol bile atamadı.. 5 milyon Euro'ya satılıp 4,5 Milyon Euro'ya geri alınması başlıbaşına bir saçmalık..
ve son olarak!!!
Rodrigo Tabata: Birisi bizimle çok fene dalga geçiyor.. Aylarca bekletilip bomba transfer diye sunulan 8 milyon Euro'luk kazık!! Sezon boyunca Gaziantep'in üç büyüklerle oynadığı maçların dışında pek bir numarası olmayan bu oyuncuya Yıldırım adındaki sözde klübün birinci adamı bu kadar parayı verdi..
Kabaca bir hesap yaparsak bu sene transfere harcanan miktar yaklaşık 25 milyon Euro!! Sezon başlangıcına bakarsak "Beşiktaş Kanseri"ne yaklanan bir çok taraftar olacağı aşikar..
Tekrar teşekkürler Demirören!! Allah seni Türk Futbolu'ndan eksik etmesin..
20 Mayıs 2009 Çarşamba
Play-off Ikinci Tur Analizi ve Konferans Finalleri Tahminleri
Oncelikle bkz:
http://principleiseverything.blogspot.com/2009/04/nba-play-off-ikinci-tur-tahminleri.html
Bir ust tura cikacak takimlari benim gibi Nba`i az cok bilen herkes tahmin edebilmistir sanirim. Dort serinin de sonuclarini tam olarak tutturamasam da neticede favori gordugum dort takim bir ust tura cikti. Bu kaynaga dayanarak yorumlarimi ve tahminlerimi sizlerle paylasmaktan onur duyuyorum. Yaptiklarim yapacaklarimin garantisidir..
Soru isareti yaratan Boston - Orlando serisiydi fakat Boston, Garnett`in yokluguna ragmen Magic`e karsi yine de bana kalirsa buyuk bir direnc gosterdi fakat Hido`nun son mactaki etkili oyunu Magic`i Cleveland`in rakibi yapti.
Batida ise tam anlamiyla Lakers husrani yasandi. Saha avantaji olmasa, rakipleri en onemli iki silahi T-Mac ve Yao`dan yoksun mucadele etmesine ragmen, belki su an Lakers Play-off lara veda etmis durumdaydi. Ozellikle Kobe lider ozelliklerini gosterme de sikinti yasadigini bir kez daha gosterdi. Bu sene Kobe`nin kendini tek basina(Shaqsiz) kanitlamasi icin son sans.
Gelelim Play-off konferans finalleri tahminlerine..
Bati Konferansi Finali
Los Angeles Lakers - Denver Nuggets
Kanimca bu serinin ilk iki maci finale cikacak takimi belirleyecek. Saha avantaji yine elinde bulunan Lakers`in dinlenmis Nuggets`a karsi sikinti yasayacagi kesin. Fakat ne olursa olsun, Lakers kendi sahasinda iki maci kazanip rakibi psikolojik bir baski altina almak zorunda. Aksi takdirde Lakers`in baskiyi hisseden taraf Lakers olacaktir. Denver da artik play-offlara ilk turda veda eden o eski Denver degil.. Billups takimi bir ust duzeye tasidi. Carmelo da problemlerini birakip takim liderligini gostermeye basladi. Kanimca yipranmis Lakers ilk iki mactan birini kaybedip bu sene finale cikma basarisini gosteremeyecek. Denver mutlu sona ulasir..
Tahmin: 2-4
Dogu Konferansi Finali
Cleveland Cavaliers - Orlando Magic
Silindir Cavaliers kendini kaybetti. Onune gelene 10 sayidan fark atmadikca kendilerini maglup sayiyorlar. Orlando da yorgun bir seriden cikip ac bir sekilde bekleyen King James`in karsisina cikacak. Artik Cleveland onlari nasil parcalar bilemiyorum.
Tahmin: 4-0
http://principleiseverything.blogspot.com/2009/04/nba-play-off-ikinci-tur-tahminleri.html
Bir ust tura cikacak takimlari benim gibi Nba`i az cok bilen herkes tahmin edebilmistir sanirim. Dort serinin de sonuclarini tam olarak tutturamasam da neticede favori gordugum dort takim bir ust tura cikti. Bu kaynaga dayanarak yorumlarimi ve tahminlerimi sizlerle paylasmaktan onur duyuyorum. Yaptiklarim yapacaklarimin garantisidir..
Soru isareti yaratan Boston - Orlando serisiydi fakat Boston, Garnett`in yokluguna ragmen Magic`e karsi yine de bana kalirsa buyuk bir direnc gosterdi fakat Hido`nun son mactaki etkili oyunu Magic`i Cleveland`in rakibi yapti.
Batida ise tam anlamiyla Lakers husrani yasandi. Saha avantaji olmasa, rakipleri en onemli iki silahi T-Mac ve Yao`dan yoksun mucadele etmesine ragmen, belki su an Lakers Play-off lara veda etmis durumdaydi. Ozellikle Kobe lider ozelliklerini gosterme de sikinti yasadigini bir kez daha gosterdi. Bu sene Kobe`nin kendini tek basina(Shaqsiz) kanitlamasi icin son sans.
Gelelim Play-off konferans finalleri tahminlerine..
Bati Konferansi Finali
Los Angeles Lakers - Denver Nuggets
Kanimca bu serinin ilk iki maci finale cikacak takimi belirleyecek. Saha avantaji yine elinde bulunan Lakers`in dinlenmis Nuggets`a karsi sikinti yasayacagi kesin. Fakat ne olursa olsun, Lakers kendi sahasinda iki maci kazanip rakibi psikolojik bir baski altina almak zorunda. Aksi takdirde Lakers`in baskiyi hisseden taraf Lakers olacaktir. Denver da artik play-offlara ilk turda veda eden o eski Denver degil.. Billups takimi bir ust duzeye tasidi. Carmelo da problemlerini birakip takim liderligini gostermeye basladi. Kanimca yipranmis Lakers ilk iki mactan birini kaybedip bu sene finale cikma basarisini gosteremeyecek. Denver mutlu sona ulasir..
Tahmin: 2-4
Dogu Konferansi Finali
Cleveland Cavaliers - Orlando Magic
Silindir Cavaliers kendini kaybetti. Onune gelene 10 sayidan fark atmadikca kendilerini maglup sayiyorlar. Orlando da yorgun bir seriden cikip ac bir sekilde bekleyen King James`in karsisina cikacak. Artik Cleveland onlari nasil parcalar bilemiyorum.
Tahmin: 4-0
17 Mayıs 2009 Pazar
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Futbol ve Adalet
Satrancı az çok bilirsiniz. Oyunda bir taraf saldırırken öteki oyuncu ona karşı saldırıyla cevap vermez. Bu saldırıyı gören oyuncu gardını alır, askerlerini geride tutar, savunma stratejisini belirler ve bu sırada rakibinin açığını yakalamaya çalışır.
Chelsea - Barcelona maç bitimi sonrası internette "hak yerini buldu.. yukarıda allah var.. hücum futbolu kazandı.." gibisinden Barcelona'nın finale çıkmasını bir adalet kavramı olarak gören yorumlar yapan arkadaşların üst düzey futbolun da satranç gibi olduğundan haberleri yok sanırım. Muhtemelen sahada futbol oynayan oyuncuların bir amaç uğruna değil de hobi olarak futbol oynadıklarını düşünüyorlar.
Peki diyelim ki onlar haklı olsun. Bugün gerçekten futbolun tanrıları mı Barcelona'nın güzel oyununu ödüllendirdiler yoksa basit bir şans golü mü Barca'yı fınale taşıdı?
Chelsea, bulmuş olduğu erken golle geriye çekildi. Bunun sonucu doğal olarak maç boyunca Barcelona topla daha çok oynayan ve saldıran taraf oldu. Chelsea'de, Messi ve arkadaşlarını oynatmama üzerine bir oyun benimsedi. Satrançtaki gibi maç boyunca atak yapan (ki çoğu kuru saldırı) rakibine karşı savunmasını sağlam tuttu ve risk alıp açık veren rakibine karşı daha çok pozisyon buldu. Sözde hücum futbolu oynayan Barcelona iken, ne ilginçtir ki net penaltıları çalınmayan, gol pozisyonlarına giren Chelsea takımıydı.
Sonuçta sahada oynanan iki değil bir top var. Bir taraf hücum ederken diğeri de en iyi biçimde savunma yapmak zorunda. Her iki takımın da şuursuzca saldırdığı, hiç bir taktik anlayışın olmadığı bir futbol ne kadar eğlenceli olabilir? Bu yüzden Chelsea'yi maç boyunca defans yaptığı için eleştirmek ne kadar yanlışsa Barcelona'nın hakederek finale çıktığını söylemek de o kadar yanlış olur.
Göze hoş gelen Barca'yı finalde görmek istemiş olsam da bugün sahada satrancı doğru oynayan ve finali hakeden taraf Chelsea takımıydı fakat rakibinin gardını indirmek için gereken son hamleyi yapamadılar ve talihsiz bir golle Barca'ya yenilip, Kırmızı Şeytanlar'a karşı geçen senenin rövanşını alma şansını kaybettiler.
Chelsea - Barcelona maç bitimi sonrası internette "hak yerini buldu.. yukarıda allah var.. hücum futbolu kazandı.." gibisinden Barcelona'nın finale çıkmasını bir adalet kavramı olarak gören yorumlar yapan arkadaşların üst düzey futbolun da satranç gibi olduğundan haberleri yok sanırım. Muhtemelen sahada futbol oynayan oyuncuların bir amaç uğruna değil de hobi olarak futbol oynadıklarını düşünüyorlar.
Peki diyelim ki onlar haklı olsun. Bugün gerçekten futbolun tanrıları mı Barcelona'nın güzel oyununu ödüllendirdiler yoksa basit bir şans golü mü Barca'yı fınale taşıdı?
Chelsea, bulmuş olduğu erken golle geriye çekildi. Bunun sonucu doğal olarak maç boyunca Barcelona topla daha çok oynayan ve saldıran taraf oldu. Chelsea'de, Messi ve arkadaşlarını oynatmama üzerine bir oyun benimsedi. Satrançtaki gibi maç boyunca atak yapan (ki çoğu kuru saldırı) rakibine karşı savunmasını sağlam tuttu ve risk alıp açık veren rakibine karşı daha çok pozisyon buldu. Sözde hücum futbolu oynayan Barcelona iken, ne ilginçtir ki net penaltıları çalınmayan, gol pozisyonlarına giren Chelsea takımıydı.
Sonuçta sahada oynanan iki değil bir top var. Bir taraf hücum ederken diğeri de en iyi biçimde savunma yapmak zorunda. Her iki takımın da şuursuzca saldırdığı, hiç bir taktik anlayışın olmadığı bir futbol ne kadar eğlenceli olabilir? Bu yüzden Chelsea'yi maç boyunca defans yaptığı için eleştirmek ne kadar yanlışsa Barcelona'nın hakederek finale çıktığını söylemek de o kadar yanlış olur.
Göze hoş gelen Barca'yı finalde görmek istemiş olsam da bugün sahada satrancı doğru oynayan ve finali hakeden taraf Chelsea takımıydı fakat rakibinin gardını indirmek için gereken son hamleyi yapamadılar ve talihsiz bir golle Barca'ya yenilip, Kırmızı Şeytanlar'a karşı geçen senenin rövanşını alma şansını kaybettiler.
2 Mayıs 2009 Cumartesi
Naptın be Barca, onlar da büyük takım..
Halen şoktayım!! "El Clasico" hatrına bu sezon ilk defa bir İspanya ligi maçını 90 dakika izledim ve inanmakta zorlanıyorum. Barcelona, Galactico'ya (evet Real Madrid) kendi sahalarında tarihinin en büyük hezimetlerinden birini yaşattı. Maçtan önce Barcelona'nın galip geleceğini tahmin ediyordum ama rakiplerini böle darmaduman bir hale sokacaklarını pek beklemiyordum.
Real Madrid maçtan önce rakibinin 4 puan arkasındaydı ve olası bir galibiyet(?), Barcelona'nın fazlasıyla başını ağrıtacaktı. Maçın başında öne geçmiş olsalar da karşılarında Messi önderliğinde makina gibi işleyen bir takım vardı ve o takım, Real Madrid'e top göstermedi. Ligin şampiyonunu belirleyecek olan maçta resmen antrenman rahatlığında oynayıp 6 golü (ki sonuncusu Barca'nın 100. golü) Casillas'ın "ben napıyım" bakışları altında ağlara bıraktılar ve şampiyonluklarını ilan ettiler.
Kanımca Barcelona'nın 2008-09 takımı kanımca tarihin en iyi 3 takımı arasına girmiştir. İngiltere ligindeki takımlar dahil bu sene Katalanlar herkese ders verdiler. Opera ya da bale gösterisi gibi futbolun estetik tarafını sundular ve sunmaya da devam ediyorlar. Umarım Şampiyonlar Ligi'nde bir kazaya kurban gitmezler, hakettikleri kupayı kaldırırlar.
Not: Bari bizim derbiden sonra oynansaydı. Şimdi bu bünye Beşiktaş - Fener maçını izlerken nasıl keyif alır?..
Real Madrid maçtan önce rakibinin 4 puan arkasındaydı ve olası bir galibiyet(?), Barcelona'nın fazlasıyla başını ağrıtacaktı. Maçın başında öne geçmiş olsalar da karşılarında Messi önderliğinde makina gibi işleyen bir takım vardı ve o takım, Real Madrid'e top göstermedi. Ligin şampiyonunu belirleyecek olan maçta resmen antrenman rahatlığında oynayıp 6 golü (ki sonuncusu Barca'nın 100. golü) Casillas'ın "ben napıyım" bakışları altında ağlara bıraktılar ve şampiyonluklarını ilan ettiler.
Kanımca Barcelona'nın 2008-09 takımı kanımca tarihin en iyi 3 takımı arasına girmiştir. İngiltere ligindeki takımlar dahil bu sene Katalanlar herkese ders verdiler. Opera ya da bale gösterisi gibi futbolun estetik tarafını sundular ve sunmaya da devam ediyorlar. Umarım Şampiyonlar Ligi'nde bir kazaya kurban gitmezler, hakettikleri kupayı kaldırırlar.
Not: Bari bizim derbiden sonra oynansaydı. Şimdi bu bünye Beşiktaş - Fener maçını izlerken nasıl keyif alır?..
1 Mayıs 2009 Cuma
Dikembe be, nereye gittin be?..
Fakat ust duzey basketbol icin yaslanan bacaklari belki de daha fazla dayanamadi. Gectigimiz hafta Play-off`ta Portland`a karsi oynadiklari macta 43 yasindaki dev adam rebound mucadelesi sirasinda kariyerinin son faulunu yapti ve de ayagini ters basmasi sonucu yerde kivranmaya basladi. Maci sedyeyle terketti ve de mac sonrasi bir daha geri donmemek uzere emekliye ayrildigi aciklamasini yapti.
Her ne kadar Cinli`nin yedegi olarak eskisi kadar goze carpmasa da seviyorduk onu. Onlarca takim gezmis, Nba`i doya doya yasamis birisi olarak en azindan kariyerini David Robinson gibi sampiyonlukla tamamlamak hakkiydi fakat olmadi.
Kendini sadece basketbola degil nerden geldigini unutmayan bir insan olarak hayir islerine de adadigi icin koca bir alkisi hakediyor.
Thanks for the memories Mutombo...
Anlayana!!
Sizce de futbol gereginden fazla ciddiye alinmiyor mu?
Bu konuda Maurinho`nun cevabi yeterince acik..
Bu konuda Maurinho`nun cevabi yeterince acik..
30 Nisan 2009 Perşembe
Formula 1'de Son Durum
Beklenenden farklı bir sezon izliyoruz. İlk dört yarış sonunda görünen o ki Ross Brawn, Ferrari'de bıraktığı yerden kendi takımıyla yola devam ediyor. Brawn-Mercedes takımı ilk dört yarışın üçünü önde tamamladı. Yeni kurallar gereği en fazla yarış kazanan pilotun sezonu şampiyon tamamlayacağını (ki bu kadar saçma bişey de olmaz) ve de rakiplerinin Redbull ve Toyota olduğunu düşünürsek sezon sonunda mutlu sona ulaşmaları beklediklerinden daha rahat olacaktır.
Şampiyonluğa koşan pilotun da Jenson Button olduğunu hatırlatmakta fayda var. İlk yarışlarından sonra İngilizler'in büyük umut bağladığı fakat Lewis Hamilton'ın Formula1'e adım atmasıyla beraber artık sıradan bir pilot olarak görünen Button bu sene geç de olsa ("Genç Semih" hesabı) kendini kanıtlayacak gibi görünüyor. Takım arkadaşı Barichello ve diğer bir yetenek Vettel de ikinciliğe oynayacak gibi görünüyorlar.
Diğer yandan eski şampiyonlar Alonso, Kimi ve Hamilton'a baktığımızda bu sezon için şimdiden havlu atmış görünüyorlar. Tabi bu durum takımlarına da yansımış durumda. Ferrari belki de tarihinde ilk kez ilk 3 yarışı puan alamadan tamamladı. Mclaren Mercedes'in geçtiğimiz sezon şansının da yardımıyla son virajlarda gelen şampiyonluğunu bu sene görmemiz pek mümkün görünmüyor, üstelik her sene olduğu gibi bu sene de FIA ile sorunları var. Schumi'den şampiyonluğu devralan Alonso ve Renault'un ikinci baharının da Renault'ya eski günlerini getirdiğini söylemek çok zor. Bu üç şampiyon pilotun ve takımlarının bu sene şampiyonluğu düşüneceklerini sanmıyorum. Muhtemelen önümüzdeki sezonun hazırlıklarını şimdiden yapmaya başlamışlardır.
Bu üç takım için daha da ilginç olan bir başka nokta ise motor desteği vermiş oldukları diğer takımların (Brawn-Mercedes, RBR Renault, STR Ferrari) alışılagelmişin dışında kendilerinden daha fazla puan toplamış olması. Bu yönden bakınca da motor gücü ve pilot yeteneği dışında takım yönetiminin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor.
Şampiyonluğa koşan pilotun da Jenson Button olduğunu hatırlatmakta fayda var. İlk yarışlarından sonra İngilizler'in büyük umut bağladığı fakat Lewis Hamilton'ın Formula1'e adım atmasıyla beraber artık sıradan bir pilot olarak görünen Button bu sene geç de olsa ("Genç Semih" hesabı) kendini kanıtlayacak gibi görünüyor. Takım arkadaşı Barichello ve diğer bir yetenek Vettel de ikinciliğe oynayacak gibi görünüyorlar.Diğer yandan eski şampiyonlar Alonso, Kimi ve Hamilton'a baktığımızda bu sezon için şimdiden havlu atmış görünüyorlar. Tabi bu durum takımlarına da yansımış durumda. Ferrari belki de tarihinde ilk kez ilk 3 yarışı puan alamadan tamamladı. Mclaren Mercedes'in geçtiğimiz sezon şansının da yardımıyla son virajlarda gelen şampiyonluğunu bu sene görmemiz pek mümkün görünmüyor, üstelik her sene olduğu gibi bu sene de FIA ile sorunları var. Schumi'den şampiyonluğu devralan Alonso ve Renault'un ikinci baharının da Renault'ya eski günlerini getirdiğini söylemek çok zor. Bu üç şampiyon pilotun ve takımlarının bu sene şampiyonluğu düşüneceklerini sanmıyorum. Muhtemelen önümüzdeki sezonun hazırlıklarını şimdiden yapmaya başlamışlardır.
Bu üç takım için daha da ilginç olan bir başka nokta ise motor desteği vermiş oldukları diğer takımların (Brawn-Mercedes, RBR Renault, STR Ferrari) alışılagelmişin dışında kendilerinden daha fazla puan toplamış olması. Bu yönden bakınca da motor gücü ve pilot yeteneği dışında takım yönetiminin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor.
28 Nisan 2009 Salı
Besiktas icin tamam mi devam mi?
Besiktas iplerin kendi elinde olmadigi son 5 haftaya girdi. Taraftar uzun bir aradan sonra ilk kez buyuk bir heyecan tasiyor. Dile kolay, yuzinci yilda kalan artik tozlanmis bir lig kupasi var, Ercan Taner "Sergen atti, sampiyonluk geldi" diyeli tam 6 sene oldu. Bu sure icinde ezeli rakipleri sampiyonluk kupasini kendi aralarinda "degis tokus" yaparken, Besiktas kendi durusundan uzaklasarak sadece hakemleri ve federasyonu suclamasiyla gundeme geldi. Arada sadece Fenerbahce`nin senelerdir alamamasi disinda bir onemi olmayan iki kazanilmis Turkiye kupasi var.
Besiktas belki de son zamanlarin en kotu Fenerbahce takimi ile kendi sahasinda cok onemli bir maca cikacak. Kanimca Sivasspor`un, Gaziantepspor onunde kaybedecegi puanlardan sonra bu macin onemi iki katina cikiyor. Peki mac sonucu ne olur?
Fenerbahcede savunmanin herseyi Lugano ve onun alternatifi Onder cezali, Edu ve Gokhan Gonul sakat. Ustelik, Fenerbahce`deki bir cok ismi taniyan Nobre de sahada olacak. Her ne kadar Fenerbahcenin diger sakat ve cezalilari iyilesse de bu maca kendilerini tam anlamiyla verebileceklerini sanmiyorum. Onlar icin tek hedef Turkiye kupasi.
Ayrica kolay kaybetmeyen ve mucadeleyi son dakikaya kadar tasima aliskanligi olan Besiktas takimi, sampiyonluga hasret olan taraftarinin da destegiyle kondisyon zaafiyeti de bulunan Fenerbahce`yi 60. dakikadan sonra buldugu gollerle devirir ve 30. hafta itibariyle liderlik koltuguna oturur ve ipleri eline alir.
Tahmin: 2-0
Besiktas belki de son zamanlarin en kotu Fenerbahce takimi ile kendi sahasinda cok onemli bir maca cikacak. Kanimca Sivasspor`un, Gaziantepspor onunde kaybedecegi puanlardan sonra bu macin onemi iki katina cikiyor. Peki mac sonucu ne olur?
Fenerbahcede savunmanin herseyi Lugano ve onun alternatifi Onder cezali, Edu ve Gokhan Gonul sakat. Ustelik, Fenerbahce`deki bir cok ismi taniyan Nobre de sahada olacak. Her ne kadar Fenerbahcenin diger sakat ve cezalilari iyilesse de bu maca kendilerini tam anlamiyla verebileceklerini sanmiyorum. Onlar icin tek hedef Turkiye kupasi.
Ayrica kolay kaybetmeyen ve mucadeleyi son dakikaya kadar tasima aliskanligi olan Besiktas takimi, sampiyonluga hasret olan taraftarinin da destegiyle kondisyon zaafiyeti de bulunan Fenerbahce`yi 60. dakikadan sonra buldugu gollerle devirir ve 30. hafta itibariyle liderlik koltuguna oturur ve ipleri eline alir.
Tahmin: 2-0
27 Nisan 2009 Pazartesi
NBA Play-off Ikinci Tur Tahminleri
Bu yazının yazılmış olduğu tarihte Nba`de Play-off birinci turu sona ermek üzereydi. O yüzden sizlerin affına sığınarak tahminlerimi ikinci turdan itibaren yapmak durumundayım.
BATI KONFERANSI
Los Angeles Lakers vs Houston Rockets
Los Angeles Lakers, Mehmet Okur'un ve finallerin bahtsız takımı Utah Jazz'ı rahat bir şekilde eledi. Kobe Bryant artık tam bir lider. Pau Gasol gibi pota altındaki bir silahla ve de Andrew Bynum'ın iyileşip takıma katılmasıyla Lakers tam anlamıyla durdurulması imkansız bir takım haline geldi. Tecrübe faktörüyle Portland'ı geçecek olan Rockets, Lakers`a karsi belki bir maç kendi sahasında koparabilir ama onlar için dört maçı kazanıp bir üst tura çıkmak hayalden öteye gitmez.
Tahmin: 4-1
Denver Nuggets vs Dallas Mavericks
Saha avantajının ön planda olduğu bir eşleşme. Nuggets New Orleans karsisinda beklenenden ustun bir performansla bir ust tura cikmayi basardi. Mavs ise Manu Ginobili`nin yoklugunda Spurs'ü deym-i yerindeyse gafil avladı ve Duncan-Parker ikilisini tatile erken gonderdi. Fakat Denver`in sezon sonuna dogru artan performansi play-offlarda en ust noktaya ulasti, Dallas`in isi cok zor. Tahminim kendi sahalarindaki iki maci alirlar, fazlasi surpriz olur..
Tahmin: 4-2
DOGU KONFERANSI
Cleveland Cavaliers vs Miami Heat-Atlanta Hawks Galibi
Bu yazi yazildigi sirada son durum 2-2 iydi ama saha avantajini elinde bulunduran Atlanta bir ust tura cikacaktir. Fakat dinlenmis Cleveland`a karsi yorgun olan Atlanta`nin pek bir sansi oldugunu dusunmuyorum. Belki King James bir mac acir Atlanta`ya ama fazlasi olmaz..
Tahmin: 4-1
Chicago Bulls - Boston Celtics Galibi vs Philadelphia 76ers - Orlando Magic Galibi
Her iki seride de durumlar 2-2. Buyuk favori gosterilen Orlando ve Boston cok zorlaniyorlar. Fakat yine de bir surpriz olacagini dusunmuyorum. Oyle veya boyle bu iki takim karsilasirlar. Boston, Garnett siz Chicago`yu bile zor gecerken Orlando karsisinda saha avantajina ragmen bu kadar sansli olacaklarini dusunmuyorum. Hedolu Orlando (bu lafa bayiliyorum) servis kirar ve kendi sahasinda isi bitirir.
Tahmin: 2-4
BATI KONFERANSI
Los Angeles Lakers vs Houston Rockets
Los Angeles Lakers, Mehmet Okur'un ve finallerin bahtsız takımı Utah Jazz'ı rahat bir şekilde eledi. Kobe Bryant artık tam bir lider. Pau Gasol gibi pota altındaki bir silahla ve de Andrew Bynum'ın iyileşip takıma katılmasıyla Lakers tam anlamıyla durdurulması imkansız bir takım haline geldi. Tecrübe faktörüyle Portland'ı geçecek olan Rockets, Lakers`a karsi belki bir maç kendi sahasında koparabilir ama onlar için dört maçı kazanıp bir üst tura çıkmak hayalden öteye gitmez.
Tahmin: 4-1
Denver Nuggets vs Dallas Mavericks
Saha avantajının ön planda olduğu bir eşleşme. Nuggets New Orleans karsisinda beklenenden ustun bir performansla bir ust tura cikmayi basardi. Mavs ise Manu Ginobili`nin yoklugunda Spurs'ü deym-i yerindeyse gafil avladı ve Duncan-Parker ikilisini tatile erken gonderdi. Fakat Denver`in sezon sonuna dogru artan performansi play-offlarda en ust noktaya ulasti, Dallas`in isi cok zor. Tahminim kendi sahalarindaki iki maci alirlar, fazlasi surpriz olur..
Tahmin: 4-2
DOGU KONFERANSI
Cleveland Cavaliers vs Miami Heat-Atlanta Hawks Galibi
Bu yazi yazildigi sirada son durum 2-2 iydi ama saha avantajini elinde bulunduran Atlanta bir ust tura cikacaktir. Fakat dinlenmis Cleveland`a karsi yorgun olan Atlanta`nin pek bir sansi oldugunu dusunmuyorum. Belki King James bir mac acir Atlanta`ya ama fazlasi olmaz..
Tahmin: 4-1
Chicago Bulls - Boston Celtics Galibi vs Philadelphia 76ers - Orlando Magic Galibi
Her iki seride de durumlar 2-2. Buyuk favori gosterilen Orlando ve Boston cok zorlaniyorlar. Fakat yine de bir surpriz olacagini dusunmuyorum. Oyle veya boyle bu iki takim karsilasirlar. Boston, Garnett siz Chicago`yu bile zor gecerken Orlando karsisinda saha avantajina ragmen bu kadar sansli olacaklarini dusunmuyorum. Hedolu Orlando (bu lafa bayiliyorum) servis kirar ve kendi sahasinda isi bitirir.
Tahmin: 2-4
Bir Super Lig Klasigi "El Kalasiko"
Yer: Turkcell Super Lig
Tarih: 3 Mayis 2009
Oynayanlar: Real Madrid JK- Barcelona SK
Ve mac Barcelona`nin vurusuyla basladi..
Dk 5.. Real Madrid oyunda baskiyi kurdu derken sert bir hareketle Puyol Raul`u indirdi.. Hakem Gonzales sert bir dille Puyol`u uyardi.
Dk 7.. Oyun orta saha mucadelesi seklinde geciyor..
Dk 10.. Bu kez Sergio Ramos`un hareketi Henry`e.. Hakem mactaki ilk sari kartini kullaniyor.. Sergio Ramos yan hakeme el kol hareketleriyle biseyler anlatmaya calisiyor.. Taraftarin hakeme buyuk tepkisi var..
Dk 16.. Real Madrid korneri kullandi fakat faul.. Yine itirazlar hakeme..
Dk 21.. Etoo ceza sahasina girerken yerde kaldi hakem "oyna" dedi, Madridliler kart bekliyor.. Oyun biz kez daha gerildi..
Dk 25.. Coook uzaklardan sut, farkli bir sekilde aut..
Dk 27.. Topsuz alanda itismeler, hakem bir kez daha oyunu durdurdu.. Guti ve Xavi`ye sari kart..
Dk 30.. Kaleye bulan sutlarda Barca`nin 1 sutu var. Real`inse henuz kaleye bulan sutu yok..
Dk 33.. Taraftarin attigi mesalelerden oturu oyun bir sure durmus durumda..
Dk 37.. Ilk ciddi gol pozisyonu.. Higuan, Guti`nin pasinda kaleciyle karsi karsiya kaldi, vurusunda Valdes son anda topu kornere celdi..
Dk 45.. Maca 2 dakika uzatma eklendi..
ve ilk yari sonucu 0-0
Ikinci yari tribundeki olaylar nedeniyle 10 dakika gec basladi..
Dk 51.. ve goooll.. Real Madrid golu buluyor. Raul firsatciligini konusturup Valdes`den donen topu aglarla bulusturuyor..
Dk 52.. Bu arada formasini cikaran Raul`a sari kart..
Dk 57.. Oyun bir kez daha elektriklendi. Evet kirmizi kart.. Topsuz alanda Van der vaart Puyol`a yaptigi hareketten oturu kirmizi kart goruyor. Oyun alani bir anda karisti, seyircilerin kufurleri sizlere kadar ulasiyordur..
Dk 61.. Messi, Messi, Messi.. Barca beraberligi yakaliyor..
Dk 65.. Diarra`ya sari kart.. Messi yerde.. Ortam biz kez daha gerildi.. Realli oyuncular cok gergin..
Dk 72.. Real serbest vurus kazaniyor.. Topun basinda Guti.. Gutinin ortasi hic kimseye degmeden auta gidiyor..
Dk 76.. Barca kontraataginda Iniesta kaleci Casillas`la karsi karsiya kaldi. Plasesinde top az farkla auta cikti..
D 77.. Sahaya Real Madridli bir taraftar giriyor. Hakeme dogru kosarken Guvenlik gorevlileri tarafindan yakalanip saha disina aliniyor..
Dk 81.. Casillas topu sisirdi fakat faul.. Guti rakibini indiriyor..ve kirmizi kart.. Guti ikinci sari karttan itirazlari sonucu kirmizi kart goruyor..
Dk 85.. Bir kirmizi kart da Puyol`a..
DK 90.. Son top, ceza sahasina dogru ve kaleci Valdes topu yakaliyor..
Dk 90+3.. Oyun alani tekrar karisti..
Dk 90+4.. ve mac sonucu 1-1.. Bu sonucla Real Madrid sampiyonluk yarisindan iyice uzaklasmis oluyor..
Tarih: 3 Mayis 2009
Oynayanlar: Real Madrid JK- Barcelona SK
Ve mac Barcelona`nin vurusuyla basladi..
Dk 5.. Real Madrid oyunda baskiyi kurdu derken sert bir hareketle Puyol Raul`u indirdi.. Hakem Gonzales sert bir dille Puyol`u uyardi.
Dk 7.. Oyun orta saha mucadelesi seklinde geciyor..
Dk 10.. Bu kez Sergio Ramos`un hareketi Henry`e.. Hakem mactaki ilk sari kartini kullaniyor.. Sergio Ramos yan hakeme el kol hareketleriyle biseyler anlatmaya calisiyor.. Taraftarin hakeme buyuk tepkisi var..
Dk 16.. Real Madrid korneri kullandi fakat faul.. Yine itirazlar hakeme..
Dk 21.. Etoo ceza sahasina girerken yerde kaldi hakem "oyna" dedi, Madridliler kart bekliyor.. Oyun biz kez daha gerildi..
Dk 25.. Coook uzaklardan sut, farkli bir sekilde aut..
Dk 27.. Topsuz alanda itismeler, hakem bir kez daha oyunu durdurdu.. Guti ve Xavi`ye sari kart..
Dk 30.. Kaleye bulan sutlarda Barca`nin 1 sutu var. Real`inse henuz kaleye bulan sutu yok..
Dk 33.. Taraftarin attigi mesalelerden oturu oyun bir sure durmus durumda..
Dk 37.. Ilk ciddi gol pozisyonu.. Higuan, Guti`nin pasinda kaleciyle karsi karsiya kaldi, vurusunda Valdes son anda topu kornere celdi..
Dk 45.. Maca 2 dakika uzatma eklendi..
ve ilk yari sonucu 0-0
Ikinci yari tribundeki olaylar nedeniyle 10 dakika gec basladi..
Dk 51.. ve goooll.. Real Madrid golu buluyor. Raul firsatciligini konusturup Valdes`den donen topu aglarla bulusturuyor..
Dk 52.. Bu arada formasini cikaran Raul`a sari kart..
Dk 57.. Oyun bir kez daha elektriklendi. Evet kirmizi kart.. Topsuz alanda Van der vaart Puyol`a yaptigi hareketten oturu kirmizi kart goruyor. Oyun alani bir anda karisti, seyircilerin kufurleri sizlere kadar ulasiyordur..
Dk 61.. Messi, Messi, Messi.. Barca beraberligi yakaliyor..
Dk 65.. Diarra`ya sari kart.. Messi yerde.. Ortam biz kez daha gerildi.. Realli oyuncular cok gergin..
Dk 72.. Real serbest vurus kazaniyor.. Topun basinda Guti.. Gutinin ortasi hic kimseye degmeden auta gidiyor..
Dk 76.. Barca kontraataginda Iniesta kaleci Casillas`la karsi karsiya kaldi. Plasesinde top az farkla auta cikti..
D 77.. Sahaya Real Madridli bir taraftar giriyor. Hakeme dogru kosarken Guvenlik gorevlileri tarafindan yakalanip saha disina aliniyor..
Dk 81.. Casillas topu sisirdi fakat faul.. Guti rakibini indiriyor..ve kirmizi kart.. Guti ikinci sari karttan itirazlari sonucu kirmizi kart goruyor..
Dk 85.. Bir kirmizi kart da Puyol`a..
DK 90.. Son top, ceza sahasina dogru ve kaleci Valdes topu yakaliyor..
Dk 90+3.. Oyun alani tekrar karisti..
Dk 90+4.. ve mac sonucu 1-1.. Bu sonucla Real Madrid sampiyonluk yarisindan iyice uzaklasmis oluyor..
Herkese Merhaba
Öncelikle principleiseverything.blogspot.com sitesine hoşgeldiniz. Bu siteyi yapma amacım tamamen kişisel zevklerimi ve bu zevklerle ilgili olan yorumlarımı ortaya dökmekten ibarettir. Neden böyle bişey yaptığımı sormayın lütfen, keyif değil mi kardeşim, aldım bir adet kullanıcı adı google'dan, kaydoldum, yaptım, zor bisey degil sen de yaparsin.. neyse..
Cocuklugumdan itibaren ilgi duydugum alanlarin basinda spor ve sportif faaliyetler gelmis oldugundan yazilarimin bircogu bu konu cercevesinde olacaktir. Bunlarin basinda Nba ve Avrupa Futbolu gelmektedir. Tabi sadece bu iki konu arasinda sikismak yerine sizlere verebildigim en fazlasini vererek keyifle tekrar tekrar okuyabileceginiz yazilar yazmaya calisicam..
Şu anda yazılı yeterli birikimim olmadığı için sizlere paylaşmak istediklerimi bir süre daha bekletmek zorundayım ama gün gelecek yazılarım için siz beni beklemek zorunda kalacaksınız işte o zaman da ben yazmıycam.
Tekrar Görüşmek Üzere..
Cocuklugumdan itibaren ilgi duydugum alanlarin basinda spor ve sportif faaliyetler gelmis oldugundan yazilarimin bircogu bu konu cercevesinde olacaktir. Bunlarin basinda Nba ve Avrupa Futbolu gelmektedir. Tabi sadece bu iki konu arasinda sikismak yerine sizlere verebildigim en fazlasini vererek keyifle tekrar tekrar okuyabileceginiz yazilar yazmaya calisicam..
Şu anda yazılı yeterli birikimim olmadığı için sizlere paylaşmak istediklerimi bir süre daha bekletmek zorundayım ama gün gelecek yazılarım için siz beni beklemek zorunda kalacaksınız işte o zaman da ben yazmıycam.
Tekrar Görüşmek Üzere..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)