Oncelikle bkz:
http://principleiseverything.blogspot.com/2009/04/nba-play-off-ikinci-tur-tahminleri.html
Bir ust tura cikacak takimlari benim gibi Nba`i az cok bilen herkes tahmin edebilmistir sanirim. Dort serinin de sonuclarini tam olarak tutturamasam da neticede favori gordugum dort takim bir ust tura cikti. Bu kaynaga dayanarak yorumlarimi ve tahminlerimi sizlerle paylasmaktan onur duyuyorum. Yaptiklarim yapacaklarimin garantisidir..
Soru isareti yaratan Boston - Orlando serisiydi fakat Boston, Garnett`in yokluguna ragmen Magic`e karsi yine de bana kalirsa buyuk bir direnc gosterdi fakat Hido`nun son mactaki etkili oyunu Magic`i Cleveland`in rakibi yapti.
Batida ise tam anlamiyla Lakers husrani yasandi. Saha avantaji olmasa, rakipleri en onemli iki silahi T-Mac ve Yao`dan yoksun mucadele etmesine ragmen, belki su an Lakers Play-off lara veda etmis durumdaydi. Ozellikle Kobe lider ozelliklerini gosterme de sikinti yasadigini bir kez daha gosterdi. Bu sene Kobe`nin kendini tek basina(Shaqsiz) kanitlamasi icin son sans.
Gelelim Play-off konferans finalleri tahminlerine..
Bati Konferansi Finali
Los Angeles Lakers - Denver Nuggets
Kanimca bu serinin ilk iki maci finale cikacak takimi belirleyecek. Saha avantaji yine elinde bulunan Lakers`in dinlenmis Nuggets`a karsi sikinti yasayacagi kesin. Fakat ne olursa olsun, Lakers kendi sahasinda iki maci kazanip rakibi psikolojik bir baski altina almak zorunda. Aksi takdirde Lakers`in baskiyi hisseden taraf Lakers olacaktir. Denver da artik play-offlara ilk turda veda eden o eski Denver degil.. Billups takimi bir ust duzeye tasidi. Carmelo da problemlerini birakip takim liderligini gostermeye basladi. Kanimca yipranmis Lakers ilk iki mactan birini kaybedip bu sene finale cikma basarisini gosteremeyecek. Denver mutlu sona ulasir..
Tahmin: 2-4
Dogu Konferansi Finali
Cleveland Cavaliers - Orlando Magic
Silindir Cavaliers kendini kaybetti. Onune gelene 10 sayidan fark atmadikca kendilerini maglup sayiyorlar. Orlando da yorgun bir seriden cikip ac bir sekilde bekleyen King James`in karsisina cikacak. Artik Cleveland onlari nasil parcalar bilemiyorum.
Tahmin: 4-0
20 Mayıs 2009 Çarşamba
17 Mayıs 2009 Pazar
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Futbol ve Adalet
Satrancı az çok bilirsiniz. Oyunda bir taraf saldırırken öteki oyuncu ona karşı saldırıyla cevap vermez. Bu saldırıyı gören oyuncu gardını alır, askerlerini geride tutar, savunma stratejisini belirler ve bu sırada rakibinin açığını yakalamaya çalışır.
Chelsea - Barcelona maç bitimi sonrası internette "hak yerini buldu.. yukarıda allah var.. hücum futbolu kazandı.." gibisinden Barcelona'nın finale çıkmasını bir adalet kavramı olarak gören yorumlar yapan arkadaşların üst düzey futbolun da satranç gibi olduğundan haberleri yok sanırım. Muhtemelen sahada futbol oynayan oyuncuların bir amaç uğruna değil de hobi olarak futbol oynadıklarını düşünüyorlar.
Peki diyelim ki onlar haklı olsun. Bugün gerçekten futbolun tanrıları mı Barcelona'nın güzel oyununu ödüllendirdiler yoksa basit bir şans golü mü Barca'yı fınale taşıdı?
Chelsea, bulmuş olduğu erken golle geriye çekildi. Bunun sonucu doğal olarak maç boyunca Barcelona topla daha çok oynayan ve saldıran taraf oldu. Chelsea'de, Messi ve arkadaşlarını oynatmama üzerine bir oyun benimsedi. Satrançtaki gibi maç boyunca atak yapan (ki çoğu kuru saldırı) rakibine karşı savunmasını sağlam tuttu ve risk alıp açık veren rakibine karşı daha çok pozisyon buldu. Sözde hücum futbolu oynayan Barcelona iken, ne ilginçtir ki net penaltıları çalınmayan, gol pozisyonlarına giren Chelsea takımıydı.
Sonuçta sahada oynanan iki değil bir top var. Bir taraf hücum ederken diğeri de en iyi biçimde savunma yapmak zorunda. Her iki takımın da şuursuzca saldırdığı, hiç bir taktik anlayışın olmadığı bir futbol ne kadar eğlenceli olabilir? Bu yüzden Chelsea'yi maç boyunca defans yaptığı için eleştirmek ne kadar yanlışsa Barcelona'nın hakederek finale çıktığını söylemek de o kadar yanlış olur.
Göze hoş gelen Barca'yı finalde görmek istemiş olsam da bugün sahada satrancı doğru oynayan ve finali hakeden taraf Chelsea takımıydı fakat rakibinin gardını indirmek için gereken son hamleyi yapamadılar ve talihsiz bir golle Barca'ya yenilip, Kırmızı Şeytanlar'a karşı geçen senenin rövanşını alma şansını kaybettiler.
Chelsea - Barcelona maç bitimi sonrası internette "hak yerini buldu.. yukarıda allah var.. hücum futbolu kazandı.." gibisinden Barcelona'nın finale çıkmasını bir adalet kavramı olarak gören yorumlar yapan arkadaşların üst düzey futbolun da satranç gibi olduğundan haberleri yok sanırım. Muhtemelen sahada futbol oynayan oyuncuların bir amaç uğruna değil de hobi olarak futbol oynadıklarını düşünüyorlar.
Peki diyelim ki onlar haklı olsun. Bugün gerçekten futbolun tanrıları mı Barcelona'nın güzel oyununu ödüllendirdiler yoksa basit bir şans golü mü Barca'yı fınale taşıdı?
Chelsea, bulmuş olduğu erken golle geriye çekildi. Bunun sonucu doğal olarak maç boyunca Barcelona topla daha çok oynayan ve saldıran taraf oldu. Chelsea'de, Messi ve arkadaşlarını oynatmama üzerine bir oyun benimsedi. Satrançtaki gibi maç boyunca atak yapan (ki çoğu kuru saldırı) rakibine karşı savunmasını sağlam tuttu ve risk alıp açık veren rakibine karşı daha çok pozisyon buldu. Sözde hücum futbolu oynayan Barcelona iken, ne ilginçtir ki net penaltıları çalınmayan, gol pozisyonlarına giren Chelsea takımıydı.
Sonuçta sahada oynanan iki değil bir top var. Bir taraf hücum ederken diğeri de en iyi biçimde savunma yapmak zorunda. Her iki takımın da şuursuzca saldırdığı, hiç bir taktik anlayışın olmadığı bir futbol ne kadar eğlenceli olabilir? Bu yüzden Chelsea'yi maç boyunca defans yaptığı için eleştirmek ne kadar yanlışsa Barcelona'nın hakederek finale çıktığını söylemek de o kadar yanlış olur.
Göze hoş gelen Barca'yı finalde görmek istemiş olsam da bugün sahada satrancı doğru oynayan ve finali hakeden taraf Chelsea takımıydı fakat rakibinin gardını indirmek için gereken son hamleyi yapamadılar ve talihsiz bir golle Barca'ya yenilip, Kırmızı Şeytanlar'a karşı geçen senenin rövanşını alma şansını kaybettiler.
2 Mayıs 2009 Cumartesi
Naptın be Barca, onlar da büyük takım..
Halen şoktayım!! "El Clasico" hatrına bu sezon ilk defa bir İspanya ligi maçını 90 dakika izledim ve inanmakta zorlanıyorum. Barcelona, Galactico'ya (evet Real Madrid) kendi sahalarında tarihinin en büyük hezimetlerinden birini yaşattı. Maçtan önce Barcelona'nın galip geleceğini tahmin ediyordum ama rakiplerini böle darmaduman bir hale sokacaklarını pek beklemiyordum.
Real Madrid maçtan önce rakibinin 4 puan arkasındaydı ve olası bir galibiyet(?), Barcelona'nın fazlasıyla başını ağrıtacaktı. Maçın başında öne geçmiş olsalar da karşılarında Messi önderliğinde makina gibi işleyen bir takım vardı ve o takım, Real Madrid'e top göstermedi. Ligin şampiyonunu belirleyecek olan maçta resmen antrenman rahatlığında oynayıp 6 golü (ki sonuncusu Barca'nın 100. golü) Casillas'ın "ben napıyım" bakışları altında ağlara bıraktılar ve şampiyonluklarını ilan ettiler.
Kanımca Barcelona'nın 2008-09 takımı kanımca tarihin en iyi 3 takımı arasına girmiştir. İngiltere ligindeki takımlar dahil bu sene Katalanlar herkese ders verdiler. Opera ya da bale gösterisi gibi futbolun estetik tarafını sundular ve sunmaya da devam ediyorlar. Umarım Şampiyonlar Ligi'nde bir kazaya kurban gitmezler, hakettikleri kupayı kaldırırlar.
Not: Bari bizim derbiden sonra oynansaydı. Şimdi bu bünye Beşiktaş - Fener maçını izlerken nasıl keyif alır?..
Real Madrid maçtan önce rakibinin 4 puan arkasındaydı ve olası bir galibiyet(?), Barcelona'nın fazlasıyla başını ağrıtacaktı. Maçın başında öne geçmiş olsalar da karşılarında Messi önderliğinde makina gibi işleyen bir takım vardı ve o takım, Real Madrid'e top göstermedi. Ligin şampiyonunu belirleyecek olan maçta resmen antrenman rahatlığında oynayıp 6 golü (ki sonuncusu Barca'nın 100. golü) Casillas'ın "ben napıyım" bakışları altında ağlara bıraktılar ve şampiyonluklarını ilan ettiler.
Kanımca Barcelona'nın 2008-09 takımı kanımca tarihin en iyi 3 takımı arasına girmiştir. İngiltere ligindeki takımlar dahil bu sene Katalanlar herkese ders verdiler. Opera ya da bale gösterisi gibi futbolun estetik tarafını sundular ve sunmaya da devam ediyorlar. Umarım Şampiyonlar Ligi'nde bir kazaya kurban gitmezler, hakettikleri kupayı kaldırırlar.
Not: Bari bizim derbiden sonra oynansaydı. Şimdi bu bünye Beşiktaş - Fener maçını izlerken nasıl keyif alır?..
1 Mayıs 2009 Cuma
Dikembe be, nereye gittin be?..
Fakat ust duzey basketbol icin yaslanan bacaklari belki de daha fazla dayanamadi. Gectigimiz hafta Play-off`ta Portland`a karsi oynadiklari macta 43 yasindaki dev adam rebound mucadelesi sirasinda kariyerinin son faulunu yapti ve de ayagini ters basmasi sonucu yerde kivranmaya basladi. Maci sedyeyle terketti ve de mac sonrasi bir daha geri donmemek uzere emekliye ayrildigi aciklamasini yapti.
Her ne kadar Cinli`nin yedegi olarak eskisi kadar goze carpmasa da seviyorduk onu. Onlarca takim gezmis, Nba`i doya doya yasamis birisi olarak en azindan kariyerini David Robinson gibi sampiyonlukla tamamlamak hakkiydi fakat olmadi.
Kendini sadece basketbola degil nerden geldigini unutmayan bir insan olarak hayir islerine de adadigi icin koca bir alkisi hakediyor.
Thanks for the memories Mutombo...
Anlayana!!
Sizce de futbol gereginden fazla ciddiye alinmiyor mu?
Bu konuda Maurinho`nun cevabi yeterince acik..
Bu konuda Maurinho`nun cevabi yeterince acik..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)